rüyada para görmek

İzüntü ve kedere, bayağı rızka ve darlığa; gösterişe, üzüntü veren söze, sıkıntı doğuran davranışa; Para bazen dostlarla görüşmeye, sıkıntıdan sonra rahata ermeye, sözün tükendiği yerde maddi imkanların devreye girmesine; Gümüş para yutup abdest bozarkenn para çıkarıdığını görmek zındıklığa Altın yutup para çıkardığını görmek, imandan sonra küfre düşmeye, Sarık yahut şapkası içinde para görmek abdest bozmaya, İzerinde kutsal ifadelerin yazılı bulunduğu paraları görmek, şiir ve musikiyi Kur’an’a tercih etmeye delalet eder. ( Ayrıca Bakınız; Para Cüzdanı, Darphane, Paralı Kimse.)

Rüyada para almak veya vermek veya tomarla para görmek, parlak şans ve servete; para bulmak, şansının açılacağına, zengin olacağına; para kaybetmek, kısa sürecek sıkıntı ve endişelere; para saymaksa, umduğundan daha çok başarılı olacak bir işe işarettir.

Rüyada para almak :vermek veya tomarla para görmek, iyi şans ve zenginliğe yorumlanır. Para bulmak, şansının iyi olacağına ve zengin olunacağına işarettir. Para kaybetmek, kısa sürecek sıkıntı ve üzüntüye yorulur. Para saymaksa, beklemediği kadar başarılı olacak bir işe yorumlanır. Gümüş para güzel haber, mutluluk demektir. Bakır para güzel, uğurlu bir iştir. Altın para kıskançlık, dedikodu ve sıkıcı söz olarak yorumlanır.

Ufak sıkıntılar çektikten sonra, çok mutlu olacağınız anlamına gelir. Parayı kaybetmediğiniz sürece, hayatınızda birçok güzel değişiklikler olacak.

Bozuk para konuşma, laftır. Gümüş para kısmettir. Altın para dedikodu, kıskançlıktır. Kağıt para, kişinin çalışması ve sorumluluklarını bilmesi sonucunda alacağı paradır.

Rüyada çok paraniz oldugunu ve onlari saymakla bitiremediginizi görmek, yapmak istediginiz bir isi tamamlayamayacaginiza, yahut çalistiginiz yerde bazi ihmallerinizden dolayi zarara ugradiginiza delalet eder. Yolda giderken yerde bir para bularak aldiginizi görmek, elinizden bir miktar para çikacagina isarettir. Bir baska rivayete görede: Rüyada görülen para, riya ve mücadele ile beraber söylenen bir sözdür. Bir kimse rüyada gümüs para yuttugunu ve abdest bozarken para i çikardigini görse, o kimse zindik ve Allah (C.C.)’i inkar eden birisidir. Para, alçak söze ve serre isarettir. Bir kimse rüyada Allah (C.C.)’in ismi yazili birtakim paralar görse, Kur’an-i Kerîm yerine sema ayinim ve siir söylemeyi kendisi için daha hos görür. Rüyada altin yuttugunu, abdest ederken para çikardigini gören müslüman dininden döner. Paraya rastladigini gören kimse için, mesakkat ve usançliktir. Paralar, üzüntü, keder, darlik ve kendisine keder gelecek söze isarettir. Bazen para, bayagi rizka veya sikintidan sonra rahatliga veya isi az mükafati çok amele isarettir.

Rüyada para bir kaç şekilde yorumlanır. Gümüş para hayırlı haber, sevinç verici sözdür. Bakır para hayırlı, uğurlu iş ve hizmetkardır. Altın para kıskançlık, dedikodu ve sıkıcı sözdür.

Rüyada para görmek; kısa bir süre içinde elinize bir miktar para geçeceğine, altın para görmek; hastalığa,sıkıntıya, gümüş para görmek; sevince,mutluluğa yeni dostluklara, birinden para almak; can sıkıcı bir haber almaya, para vermek; birinin canını sıkacak bir sözü ona söyleyecağinize, yerde para bulmak; çok önemli olmayan bir hastalık geçirileceğine, para çalmak; istemeden bir kimse hakkındaki bazı sırları öğreneceğinize, paranızı çaldırmak; herkezden saklamaya özen gösterdiğiniz bir işin açığa çıkacağına, para basmak; gizli saklı bir teşebbüste bulunulacağına, kendinizi para yırtarken görmek ise; önceden başlamış olduğunuz fakat artık pişmanlık duyduğunuz bir işten vazgeçmeye işarettir.

Genel, Rüya Yorumları kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Üst Beyin ve Bilinçaltı

Takıntılarından ve yarattığı sorunlardan kurtulmak için…

Rüya analiziyle terapi

Daha mutlu, başarılı ve güçlük olmak istiyorsanız, insanlarla daha iyi iletişim kurmaya çalışıyorsanız, öncelikle bilinçaltındaki takıntılarınızdan kurtulmalısınız. Bunun yolu da, rüyalarınız aracılığıyla alt beyninizin farkına varmanızdan geçiyor. Rüya analiziyle bunu gerçekleştirmeniz mümkün…

RÜYA: “Yoldayım. Yanımda küçük kızım ile onun yanında bir çocuk daha var. Kız mı oğlan mı bilmiyorum. S. (komşum) ile karşılıklı konuşuyoruz. Onun yüzünde birden kendi yüzümü görüyorum. Zaman zaman S. oluyor, zaman zaman ben oluyorum. Saçlarım omuzlarımda (daha kısadır). Fön çekmişim ve çok güzelim. Yüzüm pırıl pırıl, aydınlık.”

ANALİZ: Komşusunun dişi güce ulaştığını (vajinal orgazmı bildiğini) kabul ederek onu kıskanıyor ve kendisini onun yerine geçiriyor. Vajinal orgazmı öğrenip, dişi güce ulaştığında pırıl pırıl ve aydınlık olacağına alt beyin sistemi de ikna olmuş. Tipik bir iyileşme rüyası…

Okuduğunuz paragraf, kitaplardan edindiğimiz tipik bir rüya tabiri değil, uzmanlık alanı uyku “psikofizyolojisi” olan Psikiyatrist Doç. Dr. Nusret Kaya’nın kaleme aldığı “İyileşme Kitabı”nda yer alan bir rüya analizi. O “alt beyin” ile “üst beyin” arasında oluşan ve rüyalara yansıyan “takıntılarımızı” rüya analizleriyle ortadan kaldırarak bilincimizi yeniden kaynağına doğru açmayı hedefliyor. Ancak, altını önemle çizmekte yarar görüyoruz: Rüya analizini, rüya tabiri veya yorumuyla karıştırmamanız gerekiyor. Batı’da pek çok psikiyatristin uyguladığı “Rüya Analizi”, başlı başına bir bilim dalı. Peki, rüyalarımız hem ruhsal sağlığımız hem de insanlar arası iletişimde neden bu denli önem taşıyor?

Rüyalar mesaj gönderiyor…
Rüyalar, alt beyin ve şuuraltı sistemlerinin özel bir evrensel sembol diliyle üst beyne verdiği mesajları içeriyor. Şuuraltı ve alt beyin sistemleri rüyayı görüyor, üst beyin sistemi hatırlıyor ve yazıyor. Böylece en azından alt ve üst beyin arasında bir temas kuruluyor. Bu mesajları şu şekilde özetleyebiliriz: Üst beyne yani, farkında olduğumuz üstteki kişiliğe “Senin beyninin derinliklerinde şu şu takıntılar var. Bunları halledemezsen, o muhteşem alt beyinsel enerjini sağlıklı olarak kullanamazsın” diyor rüyalarımız. Dolayısıyla rüyalarınız çözümlenerek daha huzurlu, daha enerjik olmanız sağlanıyor. Rüya görmediğinizi düşünüyorsanız, kesinlikle yanılıyorsunuz. Çünkü, her insan her gece rüya görüyor. Rüyalarınızı hatırlamaya özen gösterirseniz, mutlaka hatırlarsınız.

Rüya Tabirleri kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

rüya nedir anlami

Ünlü Ruhbilimci Sigmund Freud’un Araştırmalarının büyük bölümünü oluşturan uyku sırasında bilinç altında yaşadığımız veya bilinç altındaki düşüncelerin uyku sırasında görmemiz anlamına gelmektedir. Buna halk dilinde geçiçi ölüm deniyor.

Neden rüya görüyoruz ?
Bilim adanların araştırmaları kesin bir şekilde belirleyememişler. Rüya öldükten sonraki yaşantımız ileçelişkilidir. Rüya ile bir çok gerçek keşfedilmiştir ve keşfedilmeye devam edilicektir.

Rüyaların Süresi ne kadardır ?
Dr. Klein’ın araştırmalarına göre rüyanın süresi ortalama 20 saniyedir en fazla rüya 90 saniye olabildiğini bulmuştur.

Rüya Tabirleri kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

rüyalarla gelen buluşlar

Modern Atom Teorisi Nasıl Keşfedildi :
Niels Bohr adlı bir yüksek okul öğrencisi genç, şöyle bir rüya görür :
“Kendisi, güneşin kızgın gazlarla dolu merkezinde duruyor ve gezegenler, ince ipliklerle bağlı oldukları güneşin etrafında dönüyorlardı. Her gezegen Bohr’un yakınından geçerken bir de düdük çalıyordu. Sonra yanan gazlar soğuyup katılaştı, güneş ve gezegenler uzaklaşıp gitti ve Bohr uyandı. Bu rüya, güneş sistemi ile atom yapısı arasında bir benzerlik olduğunu gösteriyordu. Böylece, atomun ilk modern tablosu ortaya çıktı. Ortada bir çekirdek (nucleus) ile bunun etrafında dönen elektronlar… Yani modern atom teorisi, bir rüya ile başlamış oluyordu.”

Rüya Bir Başka İlim Adamının Yardımına Koşuyor :
19. Asrın ortalarında ilim adamlarını hayrete düşüren bir olayın hikayesi bilim tarihinin sayfalarında yerini aldı. Kimya ilminde büyük bir adımın atılmasına yol açan olay, Alman kimyacısı Friedrich August Kekule’nin rüyasıydı.

1850 yıllarında İngiltere’nin sisi eksik olmayan şehri Londra’da çalışmalarını sürdüren Kekule, yorgun argın laboratuarından oteline dönerken otobüste uyuyakaldı. Ve biraz sonra da rüya görmeye başladı. Rüyasında atomlar zıplayıp oynayarak karşısında dans ediyorlar, bazıları da elele verip zincir şeklinde bir halka meydana getiriyorlardı.

Arabanın fren yapmasıyla Kekule uyandı. Fakat rüyası ona çok şeyler öğretmişti. Gördüklerini formül haline getirip defterine kaydetti. Rüyadan yaralanarak ortaya attığı teori ile meşhur oldu ve kimya ilminde de büyük bir hamlenin öncülüğünü yaptı.

Aradan 15 sene geçti. Bir kış günü Kekule, çalışma odasının şöminesinde yanan odunların çıtırtısını dinlerken uyuyakaldı ve yine rüya görmeye başladı. Yine rüyasında atomların hoplayıp zıplayarak dans etmekte olduğunu ve onları birbirine kenetleyen zincirlerin de birer yılana benzediğini gördü. Sonra yılanlardan biri aniden dönerek kendi kuyruğunu ısırdı. Bu esnada da Kekule uyanıverdi.

Böylece karbon atomlarının zincirler şeklinde halkalar meydana getirebileceğini rüya sayesinde fark edebilmişti. Bunun sonucu olarak iç yapısı çözümlenemeyen benzinin yapısı anlaşıldı.

Dante ve İlahi Komedya :
Dante’nin oğlu J. Alighieri, babasının meşhur “İlahi Komedya” adlı eserinin parçalarını toplarken 13 şarkısını bulamıyor. Bütün aramalar boşa çıkıyor. Bir gece rüyasında babasını beyazlar giymiş bir vaziyette görüyor. Dante’nin başında bir ışık, oğlunu hayatında iken oturduğu kendi odasına götürüyor. Eski zaman evlerinin karmakarışık dolapları ile arada kaybolmuş duran, hiç de dolap hissi vermeyen gizli bir yerde bu şarkıların durduğunu gösteriyor. Ertesi gün, rüyasında gördüğü yeri arayıp bulan Alighieri, kayıp olan 13 şarkıyı orada bulur.

Bir Operanın Bestelenişi :
Richard Wagner “Tristan ve İsolde” adlı operasının çok beğenilmesi, olağanüstü bulunması ve kendisine yapılan iltifatlar karşısında samimi bir arkadaşına şu itirafta bulunur :

“- Kıymetli dostum. Bu opera benim dehamın eseri değildir. Rüyamda gördüğüm ve işittiğim sesleri uyanır uyanmaz nota ile tespit ettim. Beğendiğiniz bu müzik, rüyalarımın sesidir. Benim zavallı kafam, böyle bir harikayı asla isteyerek ve düşünerek bulamazdı.”

Yine Wagner, meşhur “Rhinegold” operasını tamamlamış fakat bir bölümünü zihninde tasarladığı gibi besteleyemediğinden rahatsız oluyordu. Nihayet bir gece uykuya dalmak üzere ilen gördüğü rüyadan faydalanarak eserini istediği şekilde tamamlamayı sonunda başardı.

Şeytan Sonatı :

Modern keman yayının mucidi G. Tartini, rüyasında Şeytan’a esir olduğunu görmüştü. Gene bu rüyada Tartini şeytan ile alay etmek üzere, ona bir keman vermişti. Fakat ne görse beğenirsiniz : Şeytan en derin hayallerin bile meydana getiremeyeceği kadar güzel bir sonat çalıyordu. Tartini uyanınca bu müzikten hatırladığı kadarını yazarak, “Şeytan Sonatı’ nı meydana getirdi. Tartini bu rüya hikayesini 1766’da astronom Joseph Lalande’a anlatmıştı.

Beethoven, Mozart, Schumann ve Saint-Saens gibi ünlü kompozitörler, bestelerinin bir kısmını rüyalarında görerek notaya almışlardır.

İcat edici rüya görenler, rüyada gördükleri şeyleri ya doğrudan doğruya kullanmakta veya onlara sembolik bir anlam vermektedirler.

Şairin Rüyası :

Şair Coleridge, Kubilay Han’la ilgili bir kitabı okumakta iken uykuya dalmıştı. Üç saat kadar iskemlesinde öylece uyudu ve bu sırada rüyasında 200-300 satırlık bir şiir yazdığını gördü. Bu rüyada, şiirle ilgili hayaller maddeleşmiş olarak belirmişti. Coloridge uyanır uyanmaz rüyadan hatırladığı satırları yazmaya başladı. Bu sırada bir ziyaretçi geldi., bu nedenle çalışmalarına bir saat ara vermek zorunda kaldı. Sonra rüyanın kalan kısmını yazmak istedi, fakat o satırları unutup gitmişti. İşte Kubilay şiiri böyle meydana geldi.

Korkulu Rüyanın Hayırlı Neticesi :

Mühendis Elias Howe, uzun çalışmalar sonunda dikiş makinesi yapmayı başardı.

İlk yaptığı iğnelerde delik, iğnenin ortasında idi. Fakat, iğne üzerindeki deliğin uygun yere açılmayışı istenilen sonucu vermiyor, ve bunun sonucu olarak dikiş dikmek de mümkün olmuyordu. Howe, gece gündüz beynini buna yoruyor ama bir çıkış yolu bulamıyordu.

Bir gece rüyasında vahşi bir kabilenin eline esir düştüğünü gördü. Kabile reisinin önünde iğnesiz bir dikiş makinesi duruyordu.

-Elias Howe ! diye kükredi kabile reisi. Sana bu makineyi derhal tamamlamanı emrediyorum, aksi halde öleceksin!..

Zavallı Elias’ın dizlerinin bağı çözüldü, elleri titremeye başladı ve yüzünden soğuk bir ter boşandı. Düşünüyor, taşınıyor, makinenin bu parçasındaki eksikliği bir türlü gideremiyordu. Öyle gerçek gibi görünen bir rüyaydı ki, uykusunda avazı çıktığı kadar bağırdı. Esmer tenli cengaverler, onu ölüm meydanına doğru götürmeye başladılar.

İnsan boyunu aşan, yere çakılı kalın gövdeli bir kazığa sıkıca bağlanan Howe her şeyin bittiğini anladı. Kendisinin bile anlayamadığı bir takım dualar mırıldanmaya başladı.

Sonra reisin gök gürültüsünü andıran bir sesle “öldürün” dediğini duydu.

Yerli muhafızın mızrakları gövdesine saplanmak üzere havaya kalktığında,birden bir şey fark etti. Mızrakların ucunda bulunan göz şeklindeki delikler, düşünüp de bir türlü keşfine eremediği dikiş iğnesinin ta kendisiydi. Mızraklar tam göğsüne saplanırken uyandı.

Hemen laboratuarına koşan Howe, böylece rüyası sayesinde dikiş iğnesini de bulmuş ve makinesini çalıştırmıştı.

Dickens’in Habercisi :

Ünlü yazar Charles Dickens’ın gördüğü bir rüya da ilginç rüya örnekleri arasındadır. Dickens rüyasını şöyle anlatıyor:

“Rüyamda, sırtında kırmızı bir şal olan bir hanım gördüm. Arkasını dönmüştü. Bana doğru döndüğünde onu tanımadığımın farkına vardım. ‘Ben Bayan Napier’im dedi’. Ertesi sabah uyandığımda giyinirken bu saçma rüyayı düşündüm. Çok belirgin ancak hiçbir anlamı olmayan bir rüyaydı. Neden Bayan Napier? Ömrümde Bayan Napier diye birini hiç tanımamıştım. O gece kütüphanede kitap okudum. Az sonra Bayan Boyle ve ağabeyi geldiler. Yanlarında kırmızı şallı genç bir bayan vardı. Onu bana Bayan Napier olarak tanıttılar.” Dickens’ın anlattığı türden rüyaların genelde çok belirgin olarak kendilerine özgü bir yanı vardır.

Rüya Tabirleri kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

rüya nedir

Geçici ölüm denilen uykuda görülen garip haller. Niçin ve ne surette rüya görüyoruz? Bu bir fenomendir. İlk insan’ın yaratılışından bu güne kadar filozoflar, bilim adamları çeşitli şekillerde açıklamışlar, düşünmüşler, fakat rüyayı kesin bir şekilde belirleyememişlerdir. Ancak şu kadarını bilmemizde fayda vardır ki rüya, büyük ve soyut bir dünyadır.

Aynı zamanda rüya, öldükten sonraki yaşantımız ile de ilişkilidir. Bu ilişkiyi yakalamak, temiz duygu ve ruh temizliğiyle ancak mümkün olabilmektedir. Rüya ile çok ince gerçekler keşfedilmiş ve sonsuza kadar da keşfedilmeye devam edilecektir. Chicago üniversitesi uyku araştırmalarından Allan Rechtschaffen uykunun hiç bir fonksiyonu olmadığını tespit etmiştir.

Adale yorgunluklarının azalmasına rağmen vücudun dinlenmesi için uykuya ihtiyacı olmadığını söylemiştir. Çünkü vücudumuzdaki hücrelerin kendi kendilerini tamir etme yeteneği vardır. Araştırmacıların tespitlerine göre bu esnada faaliyetten uzak olmasına, ya dinlenme veya uyku durumunda bulunmasına da gerek yoktur.

Uyku sırasında alınan EEG kayıtları üzerinde yapılan incelemelerde beyinde faaliyetsizlik görülmemiştir. İngiltere Milli Fizik Laboratuarı Kompütür bilimleri bölümünde psikolog araştırmacı Dr. Evans’a göre uykunun tek maksadı rüya görmemiz için, zemin hazırlamasıdır. Stanford Tıp Merkezi Uyku Kliniği doktoru Dr.William Dument’in görüşüne göre ise; rüya görmek son derece önemlidir. Rüyalar fiziki dengenin oluşmasını sağlanmaktadır.

Rüya Tabirleri kategorisine gönderildi | Yorum bırakın